Türkiye’nin önde gelen yatırım kuruluşlarından Ata Yatırım, piyasalar ve genel ekonomik görünüme ilişkin analizlerini içeren en güncel strateji raporunu yayımladı. Söz konusu rapor, yılın ikinci yarısına yönelik kritik değerlendirmeler ve geleceğe dair stratejik öngörüler sunuyor.
Hisse Senedi Piyasasını Şekillendirecek Riskler
Raporda, önümüzdeki 18 aylık süreçte Türkiye hisse senedi piyasasının gidişatını etkileyecek dört temel risk ve belirleyici faktörün altı çiziliyor. Bu faktörler arasında Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ve Rusya-Ukrayna savaşının seyri ilk sırada yer alıyor. Ayrıca, küresel ticaret politikalarındaki dönüşümler ve Türkiye'nin uluslararası ticaretteki pozisyonu, enflasyon beklentileri ile para ve maliye politikalarının yönü, son olarak da seçim öncesi iç siyasi gelişmeler, piyasa performansını belirleyecek ana unsurlar olarak sıralanıyor.
Enflasyon ve Politika Faizi Tahminleri
Ata Yatırım, temel senaryosunda ABD ile İran arasındaki olası bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nı açmasıyla petrol fiyatlarının normalleşmesini öngörüyor. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisinin varil başına 80-95 ABD doları arasındaki Brent petrol fiyatlarına adapte olabileceği belirtilirken, fiyatların 100-110 ABD doları seviyelerini aşması durumunda cari işlemler dengesi ve GSYİH büyümesinin baskı altına gireceği uyarısı yapılıyor. Kuruluş, bu senaryo doğrultusunda, yılın ikinci yarısında gıda ve enerji fiyatlarında daha ılımlı bir seyir ve petrol fiyatlarında normalleşme varsayımıyla, enflasyonun 2026 sonunda %28,3'e düşeceğini tahmin ediyor. Bu gelişmeler ve fonlama maliyetlerinin politika faizine yakınsamasıyla yılın kalanında sınırlı faiz indirimleri bekleniyor. Politika faizinin Temmuz 2026'daki %37 seviyesinden, 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak %35'e gerileyeceği öngörülüyor. Raporda ayrıca, arz koşullarındaki sıkılığın devam etmesine rağmen zayıflayan talebin dezenflasyon sürecini desteklediği, ancak bu dengesizliğin büyüme dinamiklerini sınırladığı belirtiliyor. Ata Yatırım, Türkiye ekonomisi için 2026 yılı reel büyüme beklentisini %3 olarak koruyor. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatlarındaki düşüş ve ithalattaki yavaşlamayla cari dengede iyileşme bekleyen Ata Yatırım, yıl sonu cari açık tahminini 55 milyar dolar olarak sürdürüyor.
BIST 100 Hedefi Yükseltildi
Ata Yatırım, yaptığı değerleme analizleri sonucunda BIST 100 endeksi için bir yıllık hedefini 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Bu revizyon, %43'lük yukarı yönlü bir potansiyele işaret ediyor. Revizyonun temelinde, banka dışı şirketlerin 2025'teki %0,8'lik kâr daralmasının ardından 2026'da %30,3'lük kâr artışı göstermesi beklentisi yatıyor. Ancak, faiz indirim sürecinin kademeli ilerleyeceği göz önüne alındığında, 2026'nın ikinci yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edebileceği vurgulanıyor. Bu nedenle, yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasında seçici bir yaklaşım öneriliyor. Raporda, iç pazarda güçlü konumda olan, operasyonel verimliliği yüksek, düşük kaldıraçlı, finansman kapasitesi iyi ve olası ekonomik yavaşlamalara karşı daha dayanıklı şirketlerin öne çıkacağı belirtiliyor. Ayrıca, TL'nin ABD doları karşısında reel olarak değer kazanmasının ihracatçı şirketlerin kâr marjları üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ve bu şirketlerin yeni ihracat pazarlarına açılırken verimliliklerini artırmaları gerektiği ifade ediliyor. Küresel ticaret dinamiklerinin seyri, özellikle Çin faktörü göz önüne alındığında, Türk ihracatçılarının ana pazarı olan AB gibi bölgeler için kilit bir faktör olacak.
Döviz Piyasasında İstikrar ve Rezervlerde İyileşme
Raporda, döviz piyasasında istikrarın sürdüğü ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) rezerv yönetiminde daha fazla esneklik kazandığı belirtiliyor. Yerleşiklerin döviz talebinin sınırlı kalmaya devam etmesi, kur görünümünde dengeleyici bir unsur olarak öne çıkarken, sermaye girişlerinin ağırlıklı olarak swap kanalıyla gerçekleşmesi bekleniyor. Son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinde carry işlemleri yeniden popülerlik kazanırken, bu girişlerin vade yapısında sınırlı ama olumlu bir iyileşme gözlemleniyor. Tahvil piyasasında yabancı ilgisinin kademeli olarak arttığı ve swap hariç net uluslararası rezervlerin yeniden 40-45 milyar ABD doları aralığına yükselmesinin rezervlerdeki toparlanmanın devam ettiğini gösterdiği ifade ediliyor.




