Boğazda hissedilen şişlik ve ağrı hissi, genellikle basit bir enfeksiyon zannedilerek göz ardı edilebiliyor. Ancak bu tür belirtiler tek bir tarafta yoğunlaşıyor ve uzun bir süre devam ediyorsa, bademcik kanseri ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Bademcik dokusundaki hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tümörün tedavisinde erken teşhisin büyük önem taşıdığını ifade eden Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır, özellikle bazı uyarıcı işaretlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Bayır, tüm tümörlerin kanser niteliği taşımadığını ancak yetişkin bireylerde geçmeyen boyun şişliği, tek taraflı boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü veya kulağa yansıyan ağrı gibi semptomların mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Bu şikayetlerin iki-üç haftayı aşması durumunda “nasıl olsa enfeksiyondur” düşüncesiyle beklememek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Bayır, erken dönemde hekime başvurmanın daha sınırlı tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde edilmesini ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayabileceğini ifade etti. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha fazla olan bademcik kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtileri detaylandırdı ve önemli tavsiyelerde bulundu.
Risk Faktörleri ve HPV İlişkisi
Genellikle orta ve ileri yaş grubunda görülen bademcik kanseri, dil köküyle birlikte boğaz kanserlerinin en yaygın görüldüğü bölgelerden biridir. Uzun süreli tütün ürünleri kullanıcıları, yoğun alkol tüketenler ve bu iki alışkanlığı bir arada sürdüren kişiler bademcik kanseri açısından yüksek risk grubunda yer alıyor. Son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) bağlantılı vakaların artmasıyla bademcik kanseri, önemli bir baş-boyun kanseri türü olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Ömer Bayır, bademcik kanserinin iki ana gelişim yolu olduğunu açıkladı: “Uzun süreli tütün ve yoğun alkol kullanımına bağlı kanserleşme ile yüksek riskli HPV enfeksiyonuna bağlı kanserleşme. Tütün ve alkol birlikte tüketildiğinde risk daha da artar.” Prof. Dr. Bayır, HPV'nin özellikle bademcik ve dil kökü kanserlerinde son yılların en önemli konularından biri olduğunu, ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60-70’inin HPV’ye bağlı olduğunun bildirildiğini, ancak bu oranın ülkeler arasında farklılık gösterdiğini ekledi. HPV-16’nın bu tümörlerle en güçlü ilişkisi bulunan yüksek riskli tip olduğunu belirten Prof. Dr. Bayır, enfeksiyonların çoğunun bağışıklık sistemi tarafından temizlenebileceğini ancak yüksek riskli enfeksiyonun yıllarca kalıcı olması durumunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve kanserleşmenin gelişebileceğini ifade etti.
Bademcik Kanserinde Uyarıcı İşaretler
Bademcik kanserinin başlangıçta hiçbir şikayete neden olmayabileceği gibi, boğaz enfeksiyonuna benzer belirtilerle de kendini gösterebileceğini belirten Prof. Dr. Bayır, “Bademcik kanserinde genellikle ilk bulgulardan biri, boynun tek tarafında ortaya çıkan ve geçmeyen ağrısız bir şişlik olabilir. Bu durum kanserin boyun lenf bezlerine yayılmasının bir işareti olabilir” dedi. Diğer uyarıcı belirtiler arasında tek taraflı ve kalıcı boğaz ağrısı, yutkunurken ağrı veya takılma hissi, bademciklerde belirgin büyüklük farkı, ağızda ya da bademcik üzerinde iyileşmeyen yara, kulak muayenesi normal olsa dahi tek taraflı kulak ağrısı, ses değişikliği, kanlı tükürük ve açıklanamayan kilo kaybı yer alıyor. Bu semptomların iki-üç haftayı aşması durumunda vakit kaybetmeden detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ile nedeninin belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Erişkin bir bireyde büyüyen veya enfeksiyon bulgusu olmaksızın devam eden boyun kitlesi için iki hafta beklenmeden değerlendirme yapılmasının daha doğru olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Bayır, nefes darlığı, ciddi yutkunma güçlüğü veya kanama durumlarında acil tıbbi müdahale gerektiğini belirtti.
Erken Tanının Önemi ve Tedavi Yaklaşımları
Bademcik kanserinde erken tanının tedavi sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Ömer Bayır, “Erken tanı, tümörün daha küçükken ve çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmadan tedavi edilmesini sağlar. Erken evrede cerrahi veya radyoterapi tek başına yeterli olabilir. Uygun hastalarda tümör, ağız içinden uygulanan transoral lazer ya da robotik cerrahiyle dışarıdan büyük bir kesi yapılmadan çıkarılabilir. Gerektiğinde boyundaki lenf bezleri de temizlenir” şeklinde konuştu. Patoloji sonucunda riskli özellikler saptanırsa ameliyatın ardından radyoterapi veya kemoradyoterapi uygulanabileceğini, ileri evrede kemoterapi ve radyoterapinin birlikte kullanıldığını, tekrarlayan veya yayılmış hastalıkta ise immünoterapi ve diğer sistemik tedavilerden yararlanılabileceğini ekledi. Özellikle erken evrede ve HPV ilişkili hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabildiği bilgisi verildi.
Erkeklerde Daha Yüksek Görülme Oranı
Bademcik kanseri, erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha sık görülüyor. Bu oran, ülkelere ve tümörün HPV ile ilişkisine göre değişiklik gösterse de, özellikle HPV ilişkili boğaz kanserlerinin yaygın olduğu toplumlarda bu farkın daha belirgin hale geldiği gözlemleniyor. Erkeklerde oral HPV enfeksiyonunun daha sık görülmesi, bu farkın önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Ömer Bayır, “Erkeklerde tarihsel olarak tütün ve yoğun alkol kullanımının daha yüksek olması da aradaki risk farkını artırıyor. Tütün ürünlerinden tamamen uzak durmak, tütün kullanımını bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak riski azaltmak açısından önem taşıyor” dedi. Ancak bademcik kanserinin yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Bayır, HPV’nin sigara kullanmayan ve görece genç bireylerde de hastalığın gelişmesine yol açabileceğini, dolayısıyla risk değerlendirmesi yapılırken hastanın yaşı, alışkanlıkları ve HPV ile ilişkili faktörlerin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.




