Göz hastalıkları tedavisinde son dönemde kaydedilen teknolojik ilerlemeler, hem uygulanan tedavilerin etkinliğini hem de hastaların günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde yükseltiyor. Robot destekli katarakt operasyonları, en yeni lazer sistemleri ve trifokal (akıllı) göz içi lensler, hastalara daha hassas, güvenli ve rahat tedavi seçenekleri sunarken, genç göz hekimlerinin bu yenilikçi teknolojiler hakkında uluslararası düzeyde eğitilmesi de büyük önem taşıyor. Türkiye, bu dönüşüm sürecinde dünya sahnesinde giderek daha etkin bir rol üstleniyor.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar'ın Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) Program Komitesi'ne seçilmesi ve Acıbadem Üniversitesi'nin, ESCRS tarafından genç göz doktorlarına yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olarak belirlenmesi, Türkiye'nin göz cerrahisindeki bilimsel ve eğitim alanındaki gücünün uluslararası alanda tescillendiğini gösteriyor. Prof. Dr. Banu Coşar, göz cerrahisindeki teknolojik ilerlemelerin hasta beklentilerini de değiştirdiğini vurgulayarak, günümüz tedavilerinin sadece hastalığı gidermenin ötesinde, hastaların günlük yaşam konforunu artırmaya odaklandığını belirtiyor. Coşar, “Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor” ifadelerini kullanıyor.

Robotik Cerrahi ve Hızlı İyileşme

Özellikle refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojilerinin miyopi, hipermetropi ve astigmatizma tedavisinde önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Banu Coşar, bu yöntemlerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine imkan tanıdığını ve hastaların günlük rutinlerine daha kısa sürede dönebildiğini ekliyor. Katarakt tedavisinde de teknolojinin cerrahi süreçleri yeniden biçimlendirdiğini vurgulayan Coşar, femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinin (FLACS), klasik yöntemde cerrahın el ile gerçekleştirdiği bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle çok daha hassas planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıdığını dile getiriyor. Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemlerin mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar, bu sayede cerrahinin öngörülebilirliğinin arttığını belirtiyor. Coşar, “Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor” şeklinde konuşuyor.

Teknolojideki gelişmelerin hastaların ameliyat deneyimini de kökten değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle yapılabildiğini, işlemin genellikle 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ifade ediyor. Cerrahi tekniklerin ilerlemesiyle görmenin çok daha hızlı toparlandığını söyleyen Coşar, “Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Katarakt cerrahisinin artık sadece bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, bu ameliyatların aynı zamanda refraktif cerrahinin de önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, “Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz” diyor.

Akıllı Lenslerle Bireysel Görme Kalitesi

Yeni nesil trifokal (akıllı) göz içi lenslerin hem uzak hem orta hem de yakın mesafede kaliteli görüş sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını, en başarılı sonuçların ayrıntılı değerlendirme sonrasında doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesiyle elde edildiğini belirtiyor. Coşar, “Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz” diyerek, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının hasta memnuniyetini önemli ölçüde artırdığını ekliyor. Prof. Dr. Banu Coşar, “Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi” ifadelerini kullanıyor.

Gelecekte göz cerrahisinin daha da kişiselleşeceğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, daha gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi başarısını daha da yukarı taşıyacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak.”

Türkiye, Genç Göz Cerrahlarının Uluslararası Eğitim Üssü

ESCRS tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi'nde genç göz doktorları; refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi (FLACS) ve premium göz içi lens uygulamaları gibi modern göz tedavileri konusunda uluslararası standartlarda eğitim alma fırsatı buluyorlar. Bu durum, Türkiye'nin göz cerrahisi alanındaki uluslararası itibarını ve eğitim kapasitesini güçlendiriyor.