Merdiven çıkarken eskiye göre yavaşlamak, gün sonunda daha çabuk yorulmak veya kısa süreli kalp çarpıntıları yaşamak genellikle göz ardı edilebilir. Bazı bireyler farkında olmadan günlük aktivitelerini azaltır; daha az yürür, asansörü daha sık kullanır veya yorucu işlerden kaçınmaya başlar. Vücudun verdiği bu küçük sinyaller, zamanla alışılmış bir durum haline gelerek önemsenmeyebilir. Ancak, kalp hastalıklarının her zaman şiddetli göğüs ağrısı veya belirgin nefes darlığı ile kendini göstermediği unutulmamalıdır. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Burak Onan, belirti vermeden ilerleyebilen kalp hastalıkları ve dikkat edilmesi gereken işaretler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
“Gizli Kalp Hastalığı” Tanımı ve Önemi
Toplumda sıkça kullanılan “gizli kalp hastalığı” ifadesi, tıbbi literatürde tek bir hastalığı tanımlamaz. Bu terim; belirgin şikayetlere yol açmadan ilerleyen veya küçük işaretleri fark edilmediği için geç teşhis edilen kalp ve damar rahatsızlıklarını ifade eder. Kalbi besleyen damarlardaki daralmalar, bazı kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve ana atardamardaki genişlemeler uzun süre belirti vermeden seyredebilir. Bazı durumlarda kalp hastalıkları, rutin muayeneler sırasında duyulan bir kalp sesiyle, tansiyon kontrollerinde, ameliyat öncesi değerlendirmelerde veya başka bir nedenle yapılan görüntülemelerde tesadüfen ortaya çıkabilir. Bu nedenle, belirgin bir şikayeti olmaması, kişinin kalbinde sorun olmadığı anlamına gelmez.
Küçük Değişiklikler Kalbin Sinyali Olabilir
Kalp hastalıkları belirti verdiğinde bile bu işaretler her zaman kolayca fark edilemeyebilir. Daha önce rahatlıkla yapılan bir yürüyüşte çabuk yorulmak, merdiven çıkarken kısa süreli nefes darlığı yaşamak, göğüste baskı veya huzursuzluk hissi, zaman zaman ortaya çıkan çarpıntılar, baş dönmesi veya efor kapasitesindeki azalma göz ardı edilebilir. Bu değişiklikler genellikle yaşa, yoğun çalışma temposuna, uykusuzluğa veya strese bağlanabilir. Önemli olan, tek bir yorgunluk anı değil, kişinin kendi normal yaşam düzenine göre ortaya çıkan sürekli değişimlerdir. Aynı mesafeyi yürümekte zorlanmak, günlük işleri daha sık mola vererek yapmak veya daha önce sorun yaratmayan hareketlerden kaçınmaya başlamak, vücudun verdiği önemli uyarılar arasında yer alabilir. Bu belirtiler her zaman kalp hastalığına işaret etmese de, tekrarlamaları veya giderek belirginleşmeleri halinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
Farklı Kalp Hastalıkları, Farklı Belirtiler
Kalbi besleyen damarlardaki daralmalar bazı kişilerde göğüs ağrısı yerine yalnızca efor sırasında çabuk yorulma şeklinde kendini gösterebilir. Kalp kapak hastalıkları nefes darlığı veya günlük aktivitelerde yavaşlama ile ortaya çıkabilirken, ritim bozuklukları aralıklı çarpıntılarla kendini belli edebilir. Kalpten çıkan ana damardaki genişlemeler ise çoğu zaman başka nedenlerle yapılan görüntülemelerde tesadüfen saptanabilir. Bu nedenle, kalp hastalıklarını düşündüren tek ve değişmez bir belirti yoktur. Kişinin risk faktörleriyle birlikte günlük yaşamındaki değişikliklerin de dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Risk Faktörlerine Dikkat Edin
Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon, diyabet veya yüksek kolesterol sorunu yaşayanlar, sigara kullananlar ve hareketsiz bir yaşam sürenler kalp ve damar hastalıkları açısından daha yüksek risk taşımaktadır. Fazla kilo, ilerleyen yaş ve uzun süredir kontrol altında olmayan kronik sağlık sorunları da riski artırabilir. Daha önce kalp hastalığı tanısı almış, kalp kapağında sorun olduğu söylenmiş, stent uygulanmış veya kalp ameliyatı geçirmiş kişilerin kendilerini iyi hissetseler bile önerilen kontrollerini aksatmaması büyük önem taşır. Çünkü bazı kalp hastalıklarında tedavi zamanı yalnızca şikayetlere göre değil, kalbin yapısında ve çalışma düzeninde meydana gelen değişikliklere göre belirlenir.
Kişiye Özel Kalp Kontrolleri
Kalp değerlendirmesi, herkese aynı şekilde uygulanan standart bir tetkik paketi olarak düşünülmemelidir. Kontroller; kişinin yaşı, şikayetleri, aile öyküsü ve risk faktörleri dikkate alınarak planlanmalıdır. İlk değerlendirmede muayene, tansiyon ölçümü ve gerekli kan testleri yol gösterici olabilir. Gerektiğinde EKG ile kalbin ritmi, ekokardiyografi ile kalbin yapısı ve kapakları incelenebilir. Bulgular doğrultusunda efor testi, ritim holteri veya ileri görüntüleme yöntemleri de planlanabilir. Herhangi bir şikayeti olmayan herkese tüm testlerin yapılması doğru bir yaklaşım değildir. Asıl amaç, riskleri doğru belirlemek ve kişiye gerçekten gerekli olan incelemeleri doğru zamanda uygulamaktır. Böylece hem gereksiz tetkiklerden kaçınılabilir hem de önemli bir bulgunun gözden kaçma riski azaltılabilir.
Kendinizi İyi Hissetseniz Bile Kontrolleri Ertelemeyin
Kalp hastalıklarında erken dönemde fark edilen değişiklikler, gerekli önlemlerin alınmasına ve tedavinin zamanında planlanmasına yardımcı olabilir. Özellikle risk faktörü bulunan kişilerin hekimleri tarafından önerilen kontrol aralıklarına uyması büyük önem taşımaktadır. Yeni başlayan veya giderek artan nefes darlığı, efor sırasında ortaya çıkan göğüs rahatsızlığı, çarpıntı, bayılma ya da ayaklarda şişlik gibi belirtiler varsa değerlendirme ertelenmemelidir. Ani ve şiddetli göğüs ağrısı, aniden gelişen nefes darlığı, bayılma veya soğuk terlemeyle birlikte görülen belirgin rahatsızlık hissi ise acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Kalbin verdiği işaretleri fark etmek için yalnızca ağrıya değil, günlük yaşamda ortaya çıkan küçük ancak kalıcı değişikliklere de dikkat edilmelidir.




